01 Kasım 2014 Cumartesi

Peygamber Efendimizin eğitim metodu nasıldı?

Yeni bir eğitim-öğretim dönemine girdik. Allah bütün öğrencilere zihin açıklığı ve başarılar nasip eylesin.

21 Eylül 2012 Cuma 07:34
Peygamber Efendimizin eğitim metodu nasıldı?
 Peygamber Efendimiz de kendi ifadesiyle bir öğretmendi. O, her biri bütün dünyaya ışık tutacak pek çok nadide insan yetiştirmişti. Peki Efendimizin eğitim metodu nasıldı?

Efendimizin eğitim metodu nasıldı?

Bugün size Hz. Rafi' bin Amr'dan bahsetmek istiyorum. Hz. Rafi' (r.a.) henüz çocuk yaşında bir sahabidir. Canı hurma yemek ister. Bir hurma ağacını taşlayarak yere düşen hurmaları yer. Bunu gören bahçe sahibi öfkelenir. Kolundan tutup Râfi' b. Amr'ı, Peygamber Efendimizin huzuruna getirir ve Efendimizden onu cezalandırmasını ister.

Allah Resulü (s.a.s.), Râfi' bin Amr'ı karşısına alır. Gözlerinin içine bakıp şefkat dolu bir ses tonuyla,

- Evladım, hurma ağacını neden taşladın, diye sorar. Hz. Rafi',

- Karnım açtı, yemek için taşladım, cevabını verir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:

- Bir daha hurmaları taşlama, dibine dökülenlerden ye!

Ardından çocuğun başını okşar ve ona, "Allah'ım! Onun karnını doyur" diyerek dua eder. (Tirmizi, Büyu, 54)
Şimdi Efendimiz zamanında yaşanmış bu hadiseden hareketle eğitimde takip edilmesi gereken birkaç prensip üzerinde durmak istiyoruz.

Çocuğunuza sevgiyle yaklaşın!

Görüldüğü gibi Efendimiz, yanına suçlu olarak getirilen çocuğa kesinlikle kızmıyor, ceza vermiyor, ona şefkatle yaklaşıyor. Öncelikle çocuğunun kalbine girmeye çalışıyor. Yanlışların düzeltilmesinde ve istenilen davranışı kazandırmada elbetteki cezalandırmanın eğitimde önemli bir yeri var. Fakat bunun yeri ve zamanı iyi belirlenmeli. Yanlışın düzeltilmesi konusunda öncelikle nasihat etme ve sevgiyle yaklaşma her zaman daha etkilidir.
Dikkat ettiyseniz burada Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Rafi' bin Amr'ı konuşturuyor. Çocuk yemek için taşladığını söylüyor. Karnı aç olan bir çocuğun, karnını doyurmak için böyle bir şey yapmasını tabii karşılamak lazım. Çocuk yaptığı yanlışın farkında olmayabilir. Böyle bir durumda çocuğun niyetini ve düşüncelerini anlamak çok önemlidir. Çocuklar ne yaparsa yapsın, kararımızı vermeden önce onları dinlemeliyiz. Onun dünyasına girip onu anlamaya çalışmalı ve yaptığı yanlışı onlara anlatmalıyız.

Efendimiz, onu dinledikten sonra, yaptığının bir hata olduğunu ve bunu yapmaması gerektiğini söylüyor. Ardından da hemen alternatifini ortaya koyuyor: "Hurmaları taşlama ama altına düşenleri yiyebilirsin."
Eğitimde çocukların önüne yasaklar koyarken karşısına alternatifler getirme önemli bir prensiptir. Çocuğa "Onu yapma", "Bunu yapma" diyerek hareket alanını daraltmak doğru değildir. Mutlaka alternatif bir yol da gösterilmeli.

Sen benim için önemlisin!

İnsanlar arası iletişim açısından fiziksel temas çok önemli. Dokunma ve fiziksel temas sözsüz iletişim aracı olarak kabul edilir. Dokunma bir insana, "Sen benim için önemlisin", "Ben senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım" mesajını verir. Hiçbir söz böyle bir mesajı verme konusunda dokunma kadar etkili değildir.
Kâinatın Efendisi'nin (s.a.s.) yukarıda bahsedilen olayda, Rafi' bin Amr'ın başını okşaması çok şey ifade ediyor. Suçlu olarak karşısına getirilen çocuk, korku içerisindedir ve belki de kendisine verilecek cezayı beklemektedir. Böyle bir durumda çocuğun başını okşama, ona sevgisini ifade etmenin yanında, "Korkma! ben senin yanındayım, seni koruyacağım" mesajı da verebilir.

Böylelikle çocuk, korkularından emin olacak ve kendini güvende hissedecektir. Aynı zamanda böyle bir mesaj ve böyle bir yakınlaşma suçların önüne geçme açısından da önemlidir. Çünkü kendisine şefkat ve ilgi gösterilen çocuk, bunu karşılıksız bırakmayacak ve kendisine yakınlık gösteren insanları mahcup etmemeye çalışacaktır.
O dönemde yaşanan minik bir hadise günümüze nasıl da ışık tutuyor. Sizce de öyle değil mi?

SÖZÜN ÖZÜ

1. Yanlışın düzeltilmesi konusunda öncelikle sevgiyle yaklaşmalı ve nasihat edilmeli.

2. Yasaklama neticesinde mutlaka alternatif bir yol da gösterilmeli.

3. İnsanlar arası iletişim açısından fiziksel temas çok önemli.

BİR SORU-BİR CEVAP

Peygamber Efendimiz hatim duası yapmış mı?

Soru: Kur'an hatmedildikten sonra arkasından mutlaka hatim duası yapmak gerekir mi? Peygamber Efendimiz hatim duası yapmış mıdır? Yılmaz Cumalı

Yılmaz Bey, hatimle ilgili hadis kaynaklarımızda şöyle bir bilgi yer alıyor: "Kim farz olan bir namazı eda ederse müstecâb (kabul edilecek) bir duayı hak kazanmış olur. Kim de Kur'an'ı hatmederse, o da müstecâb (kabul edilecek) bir dua kazanmış olur. " (Taberânî, el-Mucemu'l-Kebîr, 18/259)

Bazı rivayetlerde de sahabinin Kur'an'ı hatmettikten sonra aile efradını yanına toplayıp onlar için dua ettiğine dair beyanlar vardır. Bunlardan biri Hazreti Enes'ten gelen şu rivayettir: "Enes ibn Mâlik Kur'an'ı hatmettiğinde hanım ve çocuklarını çağırır ve onlar için dua ederdi." (Taberânî, el-Mucemu'l- kebîr, 1/242)

Şimdi Efendimizin beyanını ve Hazreti Enes'in tatbikatını birleştirdiğimizde hatim sonunda bir dua yapılmasının en azından sünnete muhalif olmadığı anlaşılıyor. Ama hatim duası, olmazsa olmaz bir şey değildir. Zira Allah Resulü'nden bize gelen, hatimden sonra şu duayı yapın veya topluca yapın tarzında kesin bir emir ve tavsiye yoktur.

"Bu Kur'an kaça satılıyor" demek günah mı?

Malumdur ki, iş ve sözlerimizin değer kazanması niyetimizin rengine göredir. Kitapçılara Kur'an-ı Kerim satın almak üzere gittiğimizde onun kaça satıldığını sormamız normaldir; çünkü onun manevi değeri ölçülemezse de maddi bir değeri muhakkak söz konusudur. Onu yazan bir hattat, yayınlayan bir yayınevi ve nihayet pazarlayan ve müşterilere arz eden bir kitapçı vardır.

O halde Kur'an-ı Kerim almaya gidildiği zaman, ihtiyaten ve daha dikkatlice, "Bu Kur'an'ın hediyesi ne kadar acaba" denilse, çağrışım itibariyle daha mahzursuz olur diye düşünüyoruz. Diğer taraftan "Kaça satılıyor" demek de onun maddi değeri kastedilmesi kaydıyla günah olmaz.

TEFEKKÜR ATLASI

Yalan söylemeyi meşrulaştırıyor muyuz?

Bütün ibadetlerimiz zamana endeksli. Namaz, ezan, oruç, imsak, iftar dakikalara, hac ve zekât belli zaman periyotlarına bağlı. Tabiri caizse bir zaman medeniyetinin mensuplarıyız. Zamanla bu kadar iç içe başka bir din göstermek mümkün değil.

Ama nedendir bilinmez, hiçbir işimiz zamanında başlamaz, hiçbir söz zamanında yerine gelmez oldu. Zamanında başlayan program yok gibi. Bu yetmiyormuş gibi bir de, "Biz sekiz diyelim de onlar sekiz buçukta gelir, dokuza çeyrek kala başlarız" diyerek yalanı hem meşrulaştırıyor, hem başkalarını da alıştırıyoruz. Çünkü onlar da diyorlar ki: "Bunlar sekiz derler de dokuzda başlarlar."

BU HAFTA NE OKUYALIM?


Hz. Fatıma'nın hayatını okudunuz mu?

Hz. Fatıma (radiyallâhu anhâ), Kâinat'ın Efendisi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) ciğerparesi, soyununun devam ettiği gül neslinin annesidir. O, neslinden geleceklerin cehennem azabından uzak olduğu, aydınlık yüzlü Zehra'dır. O, Allah'a adanan iffet timsali bir Betül'dür.

Onun hayatını okumak aynı zamanda Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatına şahit olmak demektir. Çünkü O, hiçbir dönemde Resulullah'ı yalnız bırakmamış, attığı her adımda yanında olmayı bilmiştir. Sırlara ortak edilmiş, vahye şahit olmuş, hak davasının yükünü omuzlarında taşımanın benzersiz çilesini çekmekten geri durmamıştır.

Efendimizin tabiriyle O, geleceğe miraçtan bir hediye, soyunu devam ettiren bir inci çiçeği olarak takdim edilmiştir. Aşk ehlinin mânâ sultanı, cennet kadınlarının hanımefendisi, kutlu halkanın başlangıç noktası idi Hz. Fatıma. Onun hayatı her anıyla İslâm'ın boy aynasıdır.

Işık Yayınları tarafından yayımlanan ve Zirve Üniversitesi öğretim görevlilerinden Mahmut Açıl'ın kaleme aldığı "İnci Çiçeği Hz. Fatıma" isimli eser, Peygamber Efendimizin bize emanet ettiği Ehl-i Beyt sevgisinin hayatımızdaki önemine işaret eden, bu önemi muteber kaynakların ışığında somutlaştıran, anlaşılır bir üslupla kaleme alınmış, bir solukta okuyacağınız değerli bir eser.

Bu kitap niçin okunmalı?

Hz. Fatıma Validemizin hayatını çocukluğundan vefat edene kadar yaşanan önemli hadiseler eşliğinde ele alan eser, Peygamber Efendimizin pak hânesinde doğumuyla birlikte yaşananları, Âlemlerin Efendisi'nin dizinin dibinde yetişmesini, Allah Resulü'nün davası uğruna gösterdiği cesaret ve fedakârlıkları, Efendimizin insanlığa sunduğu yüce hakikatleri bayraklaştıracak âli bir neslin ilk adımı olan Hz. Ali ile evliliğini, bu evlilik sırasında yaşadıklarını merak edenler için oldukça önemli bir kaynak.

O; babasının kızı, ümmetin anasıydı. Âlemlerin Efendisi babası, Kâinat'ın kapalı kilitlerini bir bir açıp, vahyin gür sadâsını çağlara yayarken O, babasına dâyelik, ümit nesline analık yaptı. Çile, sıkıntı, fakirlik ve hor görülme bu aşk yolcusunun iman azığıydı. O nübüvvet ve risâletin tohumlarının boy verdiği bir evde büyüdü.
Onun Allah ve Resulü'ne duyduğu aşktan, ümmetinin geleceğine duyduğu şefkat ve merhametten bir kitaba sığdırılabilenleri okumak, bu kutlu hayatın bereketinden istifade etmek için önemli bir adım.

ALİ DEMİREL - BUGÜN GAZETESİ

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Memur, 2014 zammından zarar etti mi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    ARŞİV