banner27

Bir Bylock hikayesi ve devletin tepkisini anlamak

05 Ekim 2016 Çarşamba 16:55

Evet hepimizin tanıdığı, bildiği bazı insanlar mağdur oluyor, haksızlığa uğruyor. Ancak devlet çökerse, beden ölürse bugün mağdur olanlardan çok fazla insan perişan olacak. Bu yüzden kanserli tümörle mücadelede gevşeklik yaratmamak lazım.

Bir Bylock hikayesi ve devletin tepkisini anlamak

 Kemal Öztürk

Şüpheli kişi ise başından beri bu sistemi kullanmadığını ısrarla söyledi. FETÖ üyelerinin kendi telefon numarasını illegal yollarla kullandığını, bir köprü olarak yazışmaların kendi üzerinden yapıldığını söyledi. Bunu bilimsel ve teknolojik olarak ispat etmeye çalıştı. Ancak hakim bu itirazları kabul etmedi.

Bylock sistemi ve şifreleri çözüldükçe bu tür hikayeler çok artacaktır. FETÖ mensupları, şeytanın aklına gelmeyen yöntemleri kullanırken, suçsuz insanların hayatlarını karartmayı asla umursamaz.

Bylock ve EAGLE'da ismi olanlar

Önceki gün 12 binden fazla polisin birden görevden alınmasının, Bylock ya da FETÖ'nün diğer şifreli yazışma programı EAGLE nedeniyle olduğu söyleniyor. Devlet kurumlarındaki temizlik devam ediyor kısacası.

Bu tasfiyeler sürdükçe, buna paralel mağduriyet, adaletsizlik ve haksızlık hikayeleri de artıyor. Kurunun yanında yaşın yanması, at izinin it izine karışması bu nedenle sıkça dillendiriliyor.

Bana bu konuda çok sayıda mail ve mesaj geliyor. Aileler, insanlar suçsuzluklarını ya da mağduriyetlerini anlatıyor sürekli. Bu konuyu zaman zaman dile getiriyorum burada.

Bu sefer masanın öbür tarafını anlatmak istedim. Devletin refleksini, tepkisini, yaptıklarını anlamaya çalışalım. O zaman daha sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir.

Devletin bekası tehlikede algısı oluştu

Bizim çok sert ve köklü devlet geleneğimiz vardır. Devletin bekası için kardeş ve evlat katlini mübah saymış bir devlet geleneğinden bahsediyorum. O denli hayati, kritik ve ödünsüz bir konudur devletin bekası. İşte şu anda devlet bir beka sorunu olduğunu hissetti ve buna karşı bir refleks, bir tepki veriyor.

Canlı bir organizma gibidir devlet. Yaşamak, hayatta kalmak insanın nasıl en güçlü güdüsüyse, devletin de en güçlü güdüsü hayatta kalmak ve beka meselesidir.

PKK ile 40 yıllık savaşta devlet böyle bir refleks göstermemişti hatırlayın. Zira lokal bir terör saldırısı olarak algılamış, yani organizmanın kalbine değil de, koluna bir saldırı olduğunu düşünmüştü devlet.

Ancak FETÖ, devletin doğrudan kalbine ve beynine yapılan bir saldırıdır. Bu yüzden devlet bedeni büyük bir kasılma ile bu saldırıya karşı koymaya çalışıyor. Yani devletin çökmesi, yani bir beka sorunu olarak algıladı bu saldırıyı.

Kalbe saplanmış bir hançeri vücut bertaraf ederken tüm enerjisini ve gücünü buraya harcar. Bunun haricinde vücuttan gelen uyarılara pek kulak asmaz. Baş ağrısı, kas tutulması bunların bir süreliğine önemi yoktur. Zira hayati bir sorunla boğuşuyor şu anda organizma.

Devlet kanserli hücreler için ameliyat yapıyor

Devletin bekası meselesi genetik bir tutumdur. Bunun Erdoğan, Yıldırım ya da Bahçeli ile bir ilgisi yoktur. İktidarda bu geni taşıyan kim olursa olsun, aynı tepkiyi verir. Devletin yaşam hakkı, bireyin yaşam hakkından önce gelir, bu ülkenin geleneğinde. Bayrak, ezan, vatan, devlet milletin genlerinde kutsaldır ve bunun için insanlar canlarını seve seve verirler. 15 Temmuz'da olan da buydu.

Devlet, bedenini sarmış bu kanserli hücrelerden kurtulmak için ameliyat yapıyor kendine. Bu kanserli ur bulunduğu her yerde çoğalır, yayılır ve organizmayı öldürür. Bazen kanserli urdan kurtulmak için vücudun bazı organları feda edilirse, şu anda yaşadığımız da budur.

Akut kanamanın olduğu yerde ilk yapılacak şey kanı durdurmaktır. Kesilmiş damarı, dokuyu tedavi ederken, dikerken estetiğe, acıya bakılmaz. Kanama durmazsa, o bedenin tamamı kaybedilecektir çünkü.

17/25 Aralık'ta başarılamayan ameliyat

Kabul edelim ya da etmeyelim, hukuka uygun görelim ya da görmeyelim, FETÖ ile mücadele darbeden sonra bir beka meselesi olarak görülüyor ve öyle müdahale ediliyor. 17/25 Aralık'tan 15 Temmuz'a kadar geçen sürede, bu kanserli yapıyla mücadele hukuk, kanun, adalet vb hassasiyetler gözetilerek yapılmıştı. Ama ne oldu? Bu kanserli ur bedenden sökülüp atılamadı.

Evet hepimizin tanıdığı, bildiği bazı insanlar mağdur oluyor, haksızlığa uğruyor. Ancak devlet çökerse, beden ölürse bugün mağdur olanlardan çok fazla insan perişan olacak. Bu yüzden kanserli tümörle mücadelede gevşeklik yaratmamak lazım.

Ailelerle konuşurken bunu anlatmaya çalışıyorum. Bylock'ta, EAGLE'da yanlışlıkla, hileyle telefon numarası çıkmış biri, devletten bir süreliğine anlayış, incelik beklememesi gerekir. Zira o sistemi kullananlar devletin kalbine ve beynine saldıran en tehlikeli düşmandır. Devlet riski sevmez.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Zor bir mücadele. Devleti yönetenlerin adalet, hakkaniyet, vicdan gibi konulara azami hassasiyet göstermesi gerekir, doğru. İnsanların mağduriyetlerini bir süre sonra giderecek sistemler kurmalılar, buna uğraşıyorlar.

Ancak bu mücadele bir hayatta kalma mücadelesi, bir beka mücadelesi ise bizler de devletin ve onu yönetenlerin tepkisini anlamaya çalışmalıyız. Zira kurtarılmaya çalışılan şey, çocuklarımızın geleceğidir.

Yeni Şafak

Yorum Gönder

@name x